16 08 2012

Hırka-ı Saadet Dairesi

Hırka-ı Saadet Dairesi |  görsel 1

Ta Bizans devrinden itibaren İstanbul’da toplanan mukaddes eşyanın en kıymetlileri Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethinin ardından buraya getirilmiştir. Sonraki yıllarda çeşitli yollardan saraya intikal eden mukaddes eşya da az değildir.  Emânât-ı Mukaddese arasındaki en mühim eşya, yazdığı meşhur kaside sebebiyle Kâb bin Züheyr‘e Hazret-i Peygamber’in hediye ettiği Hırka-ı Saadet‘tir ve emanetlerin saklandığı daireye adını vermiştir. Her Kadir gecesi padişah maiyetindekilerle bu hırkayı merasimle ziyaret eder; hırkayı öpmek üzere üzerine konulan destmaller, ziyaretçilere dağıtılırdı. Veysel Karanî‘ye ait olup, Fâtih’te aynı adı taşıyan câmide Ramazan ayında ziyaret edilen Hırka-ı Şerif başkadır.  Hırka-ı Saadet dairesinde ayrıca şu eşyalar mevcuttur: Hazret-i Peygamber’e ait olup Osmanlı ordularının sefere beraberinde götürdüğü ve bugün çok yıprandığı için kutuda muhafaza edilen sancak-ı şerif; Mısır Vâlisi Mukavkıs’a, Ahsâ Vâlisi Münzir’e, yalancı peygamber Müseyleme’ye, Gassânî Emiri Hâris’e yazılan mektuplar; mushaflar; Hazret-i Peygamber’in Uhud’da kırılan dişi (murassa mahfazasını Sultan Vahideddin yaptırdı); sakal-ı şerifler; Hazret-i Peygamber’in yayı (gümüş mahfazasını Sultan I. Ahmed yaptırdı), âsâ ve kılıçları; ayakkabısı; ayak izi; üzerinde üç satır hâlinde Muhammed Resul Allah yazan akik mührün kopyası; üzeri gümüşle kaplanmış su tası.    Hazret-i Fâtıma‘nın sonradan üzerine tılsım yazılmış olan gömleği, deve tüyü renkli mavi astarlı göğsü örme düğmeli, yakasız, geniş kollu yünlü hırkası; Hazret-i Hüseyn‘in beyaz yakasız k... Devamı

16 08 2012

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

16 08 2012

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

16 08 2012

Güneş Gözlüklerine Dikkat!

    Güneşin göz üzerinde oluşturduğu zararlardan dolayı, küçük yaşlardan itibaren tüm bireylerin güneşli ve özellikle de ultraviyole açısından riskli ortamlarda sürekli güneş gözlüğü kullanmasını öneren Anadolu Gözlükçüler ve Optisyenler Federasyonu Başkanı Yardımcısı Taylan Küçüker, güneş gözlüğü seçiminde tercih edilmesi gereken cam renkleri hakkında bilgi verdi. Küçüker, camın renginin ve koyuluğunun ultraviyole önleme derecesiyle herhangi bir ilişkisi olmamasına ve seçimin kişisel zevke bağlı olmasına karşın her cam renginin farklı özellikleri olduğunu söyledi. Günlük kullanım için renkler yeşil ve kahverengi olan gözlük camlarını öneren Küçüker, “Kahverengi gözlük camları kontrast artırıcı özelliğe sahiptir ve yelkencilik, balık tutma, kayak ve benzeri sporlarda yüksek ışık parlamalarına karşı mükemmeldir. Bulutlu havada ve güneşlenirken kullanılan ideal bir renktir” dedi. Mavi renk camların karda en iyi görmeyi sağladığına dikkat çeken Küçüker, kırmızı ve pembe renkli camların da bilgisayarda en iyi görmeyi sağlayan renkler olduğunu kaydetti. Genel amaçlı kullanım için renklerin en iyisi olarak gri renkteki gözlük camlarını öneren Küçüker, gri camların koşarken, bisiklete binerken ve golf oynarken kullanılabildiğini ifade etti. Büyük ve gözleri çevreleyen güneş gözlük çerçevelerinin, göze kenarlardan gelen ışınları azaltmaları nedeniyle seçilebileceğini de dile getiren Taylan Küçüker, ideal güneş gözlüğü rengi olarak gri, kahverengi ve yeşil rengi tavsiye etti. iha ... Devamı

15 08 2012

İhlas

İhlas |  görsel 1

Alın size gerçek bir olay. Kuzey Amerika’da bir eyalet... Üniversite şehri olmasının da etkisiyle farklı ırklardan birçok insanı barındıran küçük bir şehir... Sevimli bir anaokulu...  3-5 yaş ana sınıfının o günkü etkinliği, herkesin ana dilinde ezbere bildiği bir şeyi arkadaşlarıyla paylaşmasıdır... Maksat kültürler kaynaşsın. Kimi bir tekerleme, kimi bir şiir, kimi bir şarkıyı paylaşır arkadaşlarıyla. Kara gözlü çocuk da ezbere bildiği bir şeyi...  Çocuklar o kadar etkilenirler ki, ders bitiminde kara gözlü çocuktan az önce söylediği ‘melodili şeyi’ tekrar söylemesini isterler... Ertesi gün de, daha ertesi gün de, ondan sonraki gün de...  Anaokulu müdiresi şaşkındır!.. Çocuklarının son bir haftadır eve ağlamaktan şişmiş gözlerle geldiği şikayetinde bulunan veliler, okulda kötü muamele yapılıp yapılmadığını sorgulamaktadır! Özellikle çocuklar konusunda hassasiyetin tavan yaptığı bu ülkede, böylesi bir itham okulu oldukça zor durumda bırakabileceğinden eğitmenler telaşlanır.  Kamera kayıtları titizlikle incelenir ve sebep anlaşılır.  Çocuklar, her gün sonunda kara gözlü çocuğun etrafına toplanmaktadır. Ona kah minik hediyeler vererek, kah yalvararak, kah itip kakarak o ‘melodili şeyi’ söylettirmektedir. Buraya kadar sorun yok... Ancak o daha başlar başlamaz gözleri dolan bir sınıf dolusu çocuk, tekrarı için ısrarcı olmakta ve her tekrarında ellerini yüzlerine kapatarak ağlamaktadır...  Kara gözlü çocuk bir daha yapmayacağına, diğerleriyse bunu söylemesi konusunda ona ısrarcı olmayacaklarına dair söz verirler?.. Ama çocuk işte, nihayetinde en büyüğü beş yaşında... Olay tekrarlanmıştır ve kara gözlü ... Devamı

15 08 2012

Can Boğazdan Gidiyor!

Can Boğazdan Gidiyor! |  görsel 1

  Denetimlere ve yaptırımlara rağmen vatandaşın sağlığı ile oynamaktan vazgeçmeyen hileciler, elini hazır kıymadan çekmiyor. Öyle ki, gözünü para bürümüş hileciler, kâr amacıyla iftar sofralarına bile hile bulaştırıyor. İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında hazır kıymalarla ilgili şikayetlerde artış yaşanıyor. Bir tüketici, hazır kıymadaki gıda boyasına dikkat çekiyor. Hazır kıyma ile yapılan yemeğin kırmızıya boyandığını söyleyen tüketici, bakın neler anlatıyor: "Annem iftarda sulu köfte yaptı. Yemek turuncuya boyandı. Eli nereye değse kıymadaki boya yağlı boya gibi çıktı. İnsan sağlığı ile nasıl oynanıyor siz düşünün. Bizim aldığımız kıymaya gıda boyası konulmuş." 'CAN BOĞAZDAN GİDİYOR' Türkiye Yemek Sanayicileri Dernekleri Federasyonu (YESİDEF) Başkanı Hüseyin Bozdağ da, hazır kıymalarla ilgili olarak Takvim'e  önemli açıklamalarda bulundu. Hazır kıymaya konulan boyanın insan sağlığına zararlı olabileceğine dikkat çeken Bozdağ, "Her türlü katkının uzun vadede sağlığa büyük zararları var. 'Can boğazdan gelir' lafı artık 'Can boğazdan gidiyor'a döndü. Hastanelerin önünde uzun kuyrukların olması tesadüf değildir" dedi. Hilecilerin hazır kıymaya böbrek, karaciğer ve akciğer gibi sakatatlar da koyduğunu söyleyen Bozdağ, "Sakatatın rengi açık olduğu için boyama gereği duyuyorlar. Bu sakatatlar zararsız gibi görünse de ortada bir hile var. Nasıl ki, 'Yüzde 100 dana eti' denilen sucukta tavuk eti bulundu; firmalar afişe edildi, bu da aynı şekilde bir hileciliktir" diye konuştu. GIDA BOYASI BÖBREKLERİ VURUYOR Doğal yollarla üretilen renklendiriciler pahalı olduğu için kimyasal metodlarla sentetik olarak üretile... Devamı

15 08 2012

Dikkat! TTNET size borçlu olabilir..

Dikkat! TTNET size borçlu olabilir.. |  görsel 1

''TTNET aboneliğini herhangi bir nedenle sona erdiren tüketicilerin fesih sonrası alacaklarına ilişkin iade işlemleri yapılmaktadır. Ödemeler Türk Telekom ofislerinden yapılmakta olup, yanı sıra tüketiciler aşağıda yer alan ekrandan sorgulama yaparak kendilerine yapılması gereken bir iade bulunup bulunmadığını öğrenebilir ve IBAN bilgilerini girerek iade tutarların ödenebilmesi için taleplerini iletebilirler.'' http://www.ttnet.com.tr/web/228-2707-1-1/tur/ttnet_hakkinda/ttnet_hakkinda/duyurular Devamı

14 08 2012

Bilgisayar Aptallaştırıyor mu?

Bilgisayar Aptallaştırıyor mu? |  görsel 1

Ulm Üniversitesi Psikiyatri Bölümü öğretim görevlilerinden Prof. Manfred Spitzer, evlere giren bilgi teknolojilerinin genç kuşaklara ciddi zarar verdiğine inanıyor. Prof. Spitzer, kişisel bilgisayar ve playstation gibi oyun konsollarını 'öğrenmeyi önleyici makineler ' olarak tanımlıyor:  'İki, üç yaşına gelene kadar çocukların ekranlı medya araçlarından öğrenebileceği hiçbir şey yok. Çocuk buna rağmen bu medya araçlarının karşısına geçerse konuşma bozukluğu ortaya çıkar, ki bu da Kanıtlanmıştır. Bir, iki ya da üçüncü sınıfa giden bir çocuğa oyun konsoluyla birlikte kötü notlar ve derslerde sorunlar da hediye ediyorsunuz. 15 yaşındaki bir çocuğun odasındaki bilgisayar, derslerine iyi değil, olumsuz yönde katkı yapar. Bu da 250 bin öğrencinin katıldığı bir PİSA araştırmasıyla Kanıtlanmıştır. '  'Kullanılmayan beyin küçülüyor '  Prof. Spitzer'e göre genç kuşaklar dijital cihazlarla çok fazla vakit geçiriyor. Spitzer, bu gelişmenin gençlerin eğitim süreçlerine darbe vurduğuna inanıyor. Prof. Manfred Spitzer, bilgisayarın normalde insan beyninin düzenlediği zihinsel faaliyetleri üstlendiğine de dikkat çekiyor. Oysa beynimizi 'akıllı ' hale getiren, dinç tutan işte tam da bu zihinsel faaliyetler.  Spitzer, beynimizi bir kasın performansıyla kıyaslıyor. Egzersizlerle zinde tutulmayan bir kas nasıl zamanla erirse beyin de 'kullanılmamaktan ' ötürü etkileniyor. Prof. Manfred Spitzer, sürekli navigasyon cihazı kullanan bir kişinin yön duygusunun zamanla çaptan düştüğünü, hatta beynin ilgili bölümü hipokampusun küçüldüğünü savunu... Devamı

14 08 2012

Uyutulduk!

Uyutulduk! |  görsel 1

Öcal ağabey, “Kandırıldık” diyor.  Hislerime ne güzel tercüman olmuş.  Hem de “ne kandırılmak?”  Şu tabloya bakın: 1948’de destansı başarılara imza attığımız Londra’da Pekin-2008’i geçmeyi hayal ederken fiilen konu mankeni olduk, yazık!  Hem de bir elimiz yağda, bir elimiz balda iken... Heyhat!.. Gaflete bak!  Spor bakanının tatlı sözleriyle efsunlayıp koca teşkilatı hallaç pamuğu gibi atmasına seyirci kaldık da, “Dur! N’oluyor, şimdi sırası mı?” diyemedik.  Ah ki ah! Resmen uyutulduk!  Yazıklar olsun, bize!  Sakın ha... “Bu saatten sonra uyansak ne yazar? Madalyayı alan Londra’yı çoktan geçti” demeyin. Zira?..  >>> O kafa!  İsimler, resimler değişse de o kafa hiç değişmiyor...  Yanık ağızlara çaldığı bir kaşık bal misali, yine arz-ı endam ediyor manşetlerde!  2020 İstanbul vaatleriyle!  Aman dikkat!  Hiç değilse bu defa sporun 20 yıllık master projesini; spordan bihaber o kafanın elinde oyuncağa çevirmeyelim.  Zira o kafaya kalırsa iş, 2020 İstanbul da masal olur!  Benden söylemesi!  >>> Niçin kaybediyoruz?  Bir Rıza Kayaalp!  Bir de kızlar: Kadın Basketbol Milli Takımı, Nevin Yanıt, Aslı Çakır Alptekin ve Gamze Bulut! Gerisini unut.  Hiç düşündünüz mü?  Neden hep biz havuzda boğuluyor, podyumda dökülüyor, minderde eziliyor, denizde, poligonda, ringde perişanları oynuyoruz?  Ben düşündüm, öyle çok neden buldum ki...  Özetin özeti... Fıkra gibi...  Hani, yılan deveye sormuş, “Neden boynun eğri?” diye.  Devenin cevabı, “Senin neren doğru ki, benim boynuma kusur buluyorsun?” olmuş.  Haks... Devamı

14 08 2012

Süper Askerler Geliyor

Süper Askerler Geliyor |  görsel 1

  Amerikan ordusu, askerlerin genleri üzerinde değişiklikler yaparak günlerce yiyip içmeden savaşabilen ve bomba veya mayın nedeniyle kaybettiği bacağı yeniden uzayabilen asker üretme peşine düştü. SÜPER ASKER Rus RT televizyonunun haberine göre, Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon'a bağlı Savunma İleri Araştırma Projeleri Dairesi DARPA , insan genleriyle oynamak suretiyle süper asker yaratma projesine soyundu. DARPA'nın araştırmalarını çok yakından izleyen ünlü bilim kurgu yazarı Simon Conway de, kuruluşun insan bedenindeki yağları enerjiye dönüştürmek suretiyle, aç ve susuz olarak günlerce ayakta kalabilmesinin teorik olarak mümkün olduğunu belirterek, DARPA'nın benzer projeler üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.   GÜNLERCE HİÇ UYUMADAN AÇ VE SUSUZ SAVAŞABİLECEKLER Conway'e göre, araştırmaların olumlu sonuç verip insan bedenindeki yağların verimli şekilde kullanılabilmesi halinde yaratılacak süper askerlerin olimpik hızlarda koşup, büyük yükler taşıyabilecekleri gibi, günlerce hiç uyumadan ve aç ve susuz olarak savaşabileceklerini söyledi. Arizona Eyalet Üniversitesi'nden Profesör Joel Garreau da, Amerikan ordusunun helikopter pilotları üzerinde yeni bir ilaç denediğini ileri sürdü. Prof. Garreau'nun iddiasına göre, yeni ilaç sayesinde helikopter pilotları tam 40 saat boyunca hiç uyuyup dinlenmedikleri halde konsantrasyonlarını kaybetmeden uçmayı başardı. KOPAN UZUVLARIN YENİDEN ÜRETİLMESİ DARPA'nın üzerinde çalıştığı diğer bir projede, mayın veya bomba nedeniyle kopan kol ve bacakların yeniden üretilmesi. Prof. Gerraeau, DARPA'nın, vücudun ka... Devamı

09 08 2012

Mars'ta İsyan Var!

Marsta İsyan Var! |  görsel 1

Sosyal medya kullanıcıları, gezgin robotun çektiği ilk görüntüyü photoshop işlemiyle çeşitli eklemeler yaparak eğlenceli karelere çevirdi. Vikingler, uzaylı kolonileri veya rekortmen atlet Usain Bolt 'un adapte edildiği fotoğraflar büyük ilgi gördü.  Curiosity ziyaretini “Yankee go home” (Evine dön Yankee) pankartıyla karşılayan bir uzaylı kolonisinin görüldüğü karedeki espri de “Böyle bir şey olsa NASA 'nın yaşayacağı panik hayal bile edilemezdi” yorumlarına neden oldu. “Yankee go home” pankartı, ABD 'nin işgal gücü olarak girdiği ülkelerde yapılan karşıt gösterilerde kullanılan en popüler sloganlardan biri olarak biliniyor.  2 bin yıl önce Mars 'a gidilseydi, Curiosity 'nin bir sandal enkazı, hançer ve kask bulabileceği esprisini içeren fotoğraf en beğenilenler arasında yer aldı.  İnternet muziplerinin esprilerinden 2012 Londra Olimpiyatları 'nda 9.63 saniyede aştığı 100 metreyle yeni rekor kıran Jamaikalı atlet Bolt da payını aldı. Bolt, hızını alamayıp Mars 'a çıkmış halde hicvedildi.    beyazgazete... Devamı

09 08 2012

Bırak Gitsin

Bırak Gitsin |  görsel 1

Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı. Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu. -"Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?" -50gm!' .... '100gm!' .....'125gm'..diye öğrenciler yanıtladı. -"Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem, " dedi profösör, "ama, benim sorum şu ki :"Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?" -'Hiçbir şey' diye yanıtladı öğrenciler. -"Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?" diye sordu profesör bu kez. -"Kolunuz ağrımaya başlardı efendim" diye öğrencilerden biri yanıtladı -"Haklısın, peki şimdi ben 1 gün boyunca tutsam ne olurdu?" -"Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı, batar vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!". Tüm öğrenciler çeşitli yorumlar yaptı ve gülüştüler. -"Çok iyi. Peki tüm bu sorunlar olurken bardağın ağırlığında bir değişme olur muydu?"diye sordu profesör. -"Hayır." diye yanıtladı herkes. -Peki o zaman kolun ağrımasına ve kas spazmına neden olan neydi? Öğrenciler bulmaca çözermişçesine düşünmeye başladılar. -"Acıdan ve ağrıdan kurtulmak için ne yapmam gerekir bu durumda?"diye tekrar profesör sordu. -"Bardağı bırakın düşsün!" diye öğrencilerden biri yanıt verdi. -"Kesinlikle! " dedi, profesör. "Hayatın problemleri de böyle bir şeydir. Onları kafanda birkaç dakika tutarsın. Bir sorun yokmuş gibi görünür. Uzun bir süre düşünürsün. Başınız ağrımaya başlar.Daha uzun düşünün. Artık seni bitirmeye ve hiçbir şey yapamamana neden olur.Hayatınızdaki mücadeleleri ... Devamı

09 08 2012

Senin çocuğun neden yazar olmak istesin ki?

Senin çocuğun neden yazar olmak istesin ki? |  görsel 1

Sana en yakın çocuklar “yazar olacaklarını” söylemiyorlarsa, bu yolun ilerisinde ciddi problemler var! Yolda gördüğünüz “Heyelan Mıntıkası” tabelası ne diyorsa size, işte bu da aynı şey!  *  Çocukların, büyüdüklerinde “ne olacakları” elbette önemlidir. Fakat büyümüş kimselerin, çocukluklarında “kimlere hayranlık duymuş oldukları” bundan daha önemlidir! Bütün kızlara dizi oyuncusu, bütün oğlanlara futbolcu, bütün züğürtlere piyango zengini olma hayali solutulduğu zamanımızda, kimlere özenmekte sizin çocuklarınız?  Hâlbuki bir kişinin önce fikri olacak! Önce fikir sonra pazarcılık, önce fikir sonra mühendislik, önce fikir sonra futbolculuk, balıkçılık, çiftçilik, tüccarlık, pilotluk, dalgıçlık, kuyumculuk, kasaplık her neyse...  Önce fikir altyapısı olmalı da acaba sen kimi alkışlıyorsun çocuğunun gözü önünde veya kimi horluyorsun?.. Bir imam efendi, sana ne kadar lazımsa son gününde; senin çocuğun için de işte ondan çok daha lazım birileri. Kim onlar? Yavrunun iç âlemine şekil verecek kalem erbapları, evladının ufuklarına ışık dökecek gönül kahramanları...  Sen, kimi alkışlayıp saygı gösteriyorsan karşısında, çocuğun da o olmak istiyor ve onun ilk kahramanları, senin takdir ettiğin işte o kimseler oluyor!  *  Basite alınan “hikâyecilerden” filan bahsediyorum ben. Senin çocuğun işte bu insanlara hayran olarak başlamalı hayata. Neden? Çünkü ilk basamakları çürük, eğri, emanet veya hiç olmayan bir merdivenle “hangi yükseklere” tırmanabilir ki insan?.. Bize “basamakları sağlam” me... Devamı

09 08 2012

Dinle Çocuk

Dinle Çocuk |  görsel 1

  Dinle çocuk! Karanlıklar uzanmış bekliyor önünde. Seni soruyorlar küstahça. Mutlu dünlerin ve umut dolu yarınların var çünkü senin. Çünkü senin pembe bulutların var, habersiz. Korku sana bileniyor çocuk. Cesurca dalıp gittiğin hayallerin var çünkü senin. Tatlı bir rüyanın ortasında uyanıp kaybolmuyorsun çığlıklarında belli ki. Çocuk… Çünkü güvendiğin dostların var, hepsi senin. Yalanlardan bir gerçek kuruluyor senin için. En sahteleri sana ısmarlanıyor. Biliyorlar çünkü çocuk; biliyorlar sana dürüstlüğü öğrettiklerini, dürüst insanların seni sevdiğini. Senin geleceğinde kiralık duygular var belki de çocuk. Görüyorlar kalpten bağlandığını, en masum hislerinle sevdiğini. Biliyorlar, zavallı bir çocuk. Gerçekten seven, zavallı bir çocuk… Dinle çocuk! Umutsuzluğun bile ‘umut’tan türediği bir dünyada yaşıyorsak eğer seni korkutacak değilim. Ne zaman düşecek olsan kalbini dinle. Çıkışı bulacaksın. Ve dua et çocuk. Zifiri bir karanlık bekliyor senin için, kapkara ve gerçek. Tek gerçek. Dua et, çocuk.  konpi Devamı

09 08 2012

Damlalar

Damlalar |  görsel 1

  Her yağmur damlasında, bir pınar biter yüreğimde. Sonsuzluklarına akar ta kalbimin. Ahenginde o yağmur sesinin, bir şarkı fısıldanır bende. Renginde her bir damlanın, aydınlığı vardır gözlerinin. Ben özledikçe gözlerini, damlalar ışık olur gözlerime. Ne zaman gözlerimiz buluşsa, yıldırımlar yakar beni. Yıldırımlar… Kabuslarım sen oldukça… Gökkuşağında sen varsın. Her bir rengin yakar yüreğimi. O renkler ki damlalara muhtaç. Damlalar ki gözlerin… Ve gözlerin… Tek gerçeklerim… Ay göründükçe siyahlar ardında, sesini duyarsın yağmurun. Islanırsın belki de. O gözler aydınlanır mı? Karanlıklar men eder seni ondan. Kalbin peki? Kim reddeder kalbini? O bilir, oradadır işte. Aklın dursa da, kalbin yanaşmaz onu bırakmaya. Sen unutabilirsin onu, ama sen bırakamazsın. Damlalar… Yağdıkça göklerden, ıslanacak bedenimiz; oysa yüreğimize ulaşamayacak asla! Orada, ta diplerinde duyguların sen de arayacaksın damlaları. Damlalar reddedecek seni. Bedeninle kavuşabilirsin rahmete. Kalbinle ulaşmak… Zor olan da budur işte!   konpi Devamı