09 09 2012

Bir martı olmak vardı, en İstanbullusundan...

Bir martı olmak vardı, en İstanbullusundan... |  görsel 1

  Bir martı olmak vardı şu aziz İstanbul’da; boğazın serinliğinde keyifle salınmak, pervasızca süzülmek, dertsiz, tasasız… Minik bir kalbin pır pır çarpan mutlu bir martısı olmak vardı. Sahici bir hayatta ne yalan insanlarla ne de yalan aşklarla uğraşmamak… Gecenin sessizlik orucunu kaygısız bir çığlıkla koparmak vardı, alabildiğine uzanmış mavi-siyah sularda kimseden kaçmak derdi olmadan bir başına kanat çırpmak. Şu sahtekar insanlığı ayıplarcasına tepelerinden süzmek belki de, bir deli an olurdu öylece uçardın. Seninle hayat bulmuştu şu boğaz, bir martı olmak vardı çünkü. Öfkeyle kara bulutlar saçan gemilerin ardı sıra alaylı bir gülümsemeyle uçmak vardı, hangi gün hangi saat… Parmaklıklara yapışmış mutlu çocukların eğlencesi olabilmek vardı hatta; şu yozlaşmış kültürün tek masum bir parçası olabilmek… Bir martı olsaydık eğer her birimiz, sessiz sedasız gidebilirdik öylece. Umursamazdık belki, duyamazdık. Yalnızca bir martı, bir ‘yalnız’ martı olabilirdi. Yalnızlık sokağının karanlık bir köşesinde ancak bir martı uçabilirdi endişe etmeden, korku duymadan. Çünkü… Bir martı olmak vardı sebepsizce. Çünkü uçmak vardı. Uçmak… Hayallerinin peşi sıra. konpi Devamı

28 08 2012

Siz Kimlerdensiniz?..

Siz Kimlerdensiniz?.. |  görsel 1

  Ağlayan bir gece…. Karanlık bulutlar. Ve siz bir başınıza... Attığınız her adımın yankısını duysanız taş duvarlarda dönüp bakacak kadar cesaretli misiniz?   Sizi izleyenin yakınlarda olduğunu bilseniz… Hatta tam yanınızda, içinizde. Şeytanın adını ağzınıza alabilir misiniz? Onu zihninizden atabilir misiniz?   Size başarınızın sırrını sorduklarında çalışmak deyip geçebilir misiniz? Ya tesadüfler? Olasılıkların milyonlarcası ve bir başarı.   Kırmızı bir karanfil olsa ödülünüz, ne düşünürdünüz? Sevildiğinizi, öldürüldüğünüzü?   Bir namlunun ucunda dursaydı hayatınız ne hissederdiniz? Tesadüflere güvenir miydiniz? Ölümü yanıltacak bir tesadüf. Tıpkı hayatı dirilttiği(!) gibi.   Gece gökyüzünde güneşi görseniz, yalancı olduğunuza inanır mısınız? Bir tesadüf eseri olsa? Uydurduğunuz yalanların yüzlercesine basit bir tesadüf!   Başkaları kaybederken kazandığınız zaferler mutlu eder mi sizi? Yoksa hayat tam da bunun adı mı? Belki de sizin tesadüfleriniz şeytanın ta kendisi. Tıpkı arzu ettiğiniz gibi.   Bir tuval uzatsalar size, eserinizi imzasız bırakacak kadar cesur musunuz? Ya size daha iyisini vaat etseler yakıp yeniden başlamak? Bir tesadüf olarak anılmak…   Susuzluğunuzu kanınızla dindirmek zorunda kalsanız, ne kadar özverilisiniz? Kaybederken kazanmak veya hepten yok olmak.   Aynalardan kaçtığınız oldu mu hiç? Bir ayna ve yalanların yüzlercesi. Birden fırlayıp yutacakmışçasına. Korkutucu… Sizi bir yalancı olarak görmek mi olurdu tercihiniz yoksa sonsuz karanlık mı?...   Gerçekten prangalar kavuştursa ellerinizi, ne kadar dirayetlisiniz? İnandıklarınızın peşinde s&u... Devamı

23 08 2012

Bir Ömrün Basamakları

Bir Ömrün Basamakları |  görsel 1

  Yıllar... Bir ömrün basamakları. Burada, aşağılarda başlar her şey. Gözlerini yükseklere dikersin. Yukarı. Sonsuzluğun basamakları. Can atar yüreğin, evvelden ulaşmalı zirveye. Bir de oradan seyretmeli hayatı. Engin çağlayanların sesini bir de oradan dinlemeli. Rüzgarı hissetmeli tenin, fırtınalarla boğuşmalı. Zirve... Başlangıcının sonu, sonun başlangıcı... Kara toprağa bağlanıp kök salmak anlamsız belki de. Yılların birikimini zirveden görmek varken. Bırak gökkubbe alçalsın. Ayaklarının altına serilsin nihayetsiz uçurumlar. Sen dile sonlarını. Yalvarsın sana kara parçası. Bırakmayasın onu gerilerde. Sen uçarken tepelerde, onlar karşında alçalmasın. Sen, sen olduğun için çık basamakları. Ağır ağır... Israr etme hayata, o sunsun sana hediyelerini. Sen... Koşma sakın basamaklarda. Düşmekten değil ama bırak zaman uçursun seni. Gökkubbe alçalsın. Sen koşma! Ezerek çık basamakları. Seni hissetsin bir ömrün anıları. Ay ışığı en yakın sana olsun. Geri dönme asla. Şaşırtmasın seni bilmeceler. Bırak cevabını hayat versin. Soruları sen sor. Cevapları sen yaz. Yuvarla aşağıya, ardından gelenlerin ömrü olsun. Bir ömre bir çok ömür sığdır. Ay ışığı en çok seni aydınlatsın. Korkma yıldırımlardan. Olur ya boşlukta hissedersen kendini, kapat gözlerini. Bulutları çağır imdadına. Korkma. Dostça ağırlayacaktır toprak seni. Bulutlar küstüğü için değil, zirvenin sonu sonun başlangıcı. Hem en yukarısı hem başlangıcı. Bırak ayak izlerin çıksın basamaklara. Sen temizleme. Güneşsıvasın, altından heykeller diksin ardına. Seni göstersin yollar, bir ömrün kırıntıları. Hedefine değil, ardına al güneşi. Bırak yolu çizdiğin, gücü hissettirdiğin, bedeli ödediğin kadar olsu... Devamı

17 08 2012

Zindan

Zindan |  görsel 1

    Bir adım öne çıkmak istediğim zamanlarda düştüm gerilere. Göreceksiniz, siz de farklı değilsiniz. Ne zaman ki ses o adımı atmanızı haykırsa, bir eylül fırtınasına kapılır gidersiniz.   Bir yol açtılar bize. Korkmayın, hepimizi alacak türden. Asla demeyin derlerdi, aslından uzaklaştırırmış. Asla koşamam, asla yapamam… Ben de bir yolunu buldum elbet. Yok öyle bir yol değil benimki. Asla demedim, ama itiraf etmeliyim: hiç. Aslanın pes ettiği yerlerde kullandım hiç’i. Adil mi? Hiç bilmiyorum, asla da bilemeyeceğim.   Bana bir zindan çizsenize. Karanlık, nemli? Belki de kokuşmuş hayallerle dolup taşan. Yalnızlığın duvarına çarpan çığlıkların kollarında can veren duygular… Ve her duygunun yerini almaya hazır tükenmez umutlar… Beyaz bulutların üzerinde uçan mahkumlar… Bir zindan ki bu, zindan olduğunu en son içindekinin anladığı bir yer.   Bir yol açmışlardı ya bize. Sanırım, sanırım zindana giden bir yol olmalıydı bu. Hayır, kimse zorlamadı bizi yolu takip etmeye, yalnızca etrafı uçurumlarla doluydu. Ve bir zindan… Doğumunuzla biletinizin kesildiği… Karanlık, kapkaranlık… Duvarlarına rengarenk hayaller çizemeyeceğiniz…   Zindandan şarkılar söylediler bize. Her notasında  bir ürpertinin saklandığı, her nefeste zindan kokan şarkılar. Benim sesimi bastırdı bu şarkılar. Sesinizin yıkamadığı zamanlarda çaldınız bunu. Ve uyuttunuz bizi. Sizler! Sizlerdiniz zindanlarda fidan yetiştirmek isteyenler.   Her dönemece koymuşlardı bir kırmızı ışık. Ritmimi bozdunuz hayatımın. Yok, aslında teşekkür borçluyum. Siz öğrettiniz kırmızıda durulması gerektiğini, bedelini hayatımla ödeyeceğimi… Haklıydınız belki de, sizin amaçlarınıza ulaşamadan ne... Devamı

09 08 2012

Dinle Çocuk

Dinle Çocuk |  görsel 1

  Dinle çocuk! Karanlıklar uzanmış bekliyor önünde. Seni soruyorlar küstahça. Mutlu dünlerin ve umut dolu yarınların var çünkü senin. Çünkü senin pembe bulutların var, habersiz. Korku sana bileniyor çocuk. Cesurca dalıp gittiğin hayallerin var çünkü senin. Tatlı bir rüyanın ortasında uyanıp kaybolmuyorsun çığlıklarında belli ki. Çocuk… Çünkü güvendiğin dostların var, hepsi senin. Yalanlardan bir gerçek kuruluyor senin için. En sahteleri sana ısmarlanıyor. Biliyorlar çünkü çocuk; biliyorlar sana dürüstlüğü öğrettiklerini, dürüst insanların seni sevdiğini. Senin geleceğinde kiralık duygular var belki de çocuk. Görüyorlar kalpten bağlandığını, en masum hislerinle sevdiğini. Biliyorlar, zavallı bir çocuk. Gerçekten seven, zavallı bir çocuk… Dinle çocuk! Umutsuzluğun bile ‘umut’tan türediği bir dünyada yaşıyorsak eğer seni korkutacak değilim. Ne zaman düşecek olsan kalbini dinle. Çıkışı bulacaksın. Ve dua et çocuk. Zifiri bir karanlık bekliyor senin için, kapkara ve gerçek. Tek gerçek. Dua et, çocuk.  konpi Devamı

09 08 2012

Damlalar

Damlalar |  görsel 1

  Her yağmur damlasında, bir pınar biter yüreğimde. Sonsuzluklarına akar ta kalbimin. Ahenginde o yağmur sesinin, bir şarkı fısıldanır bende. Renginde her bir damlanın, aydınlığı vardır gözlerinin. Ben özledikçe gözlerini, damlalar ışık olur gözlerime. Ne zaman gözlerimiz buluşsa, yıldırımlar yakar beni. Yıldırımlar… Kabuslarım sen oldukça… Gökkuşağında sen varsın. Her bir rengin yakar yüreğimi. O renkler ki damlalara muhtaç. Damlalar ki gözlerin… Ve gözlerin… Tek gerçeklerim… Ay göründükçe siyahlar ardında, sesini duyarsın yağmurun. Islanırsın belki de. O gözler aydınlanır mı? Karanlıklar men eder seni ondan. Kalbin peki? Kim reddeder kalbini? O bilir, oradadır işte. Aklın dursa da, kalbin yanaşmaz onu bırakmaya. Sen unutabilirsin onu, ama sen bırakamazsın. Damlalar… Yağdıkça göklerden, ıslanacak bedenimiz; oysa yüreğimize ulaşamayacak asla! Orada, ta diplerinde duyguların sen de arayacaksın damlaları. Damlalar reddedecek seni. Bedeninle kavuşabilirsin rahmete. Kalbinle ulaşmak… Zor olan da budur işte!   konpi Devamı

08 08 2012

Karanlıklar

Karanlıklar |  görsel 1

  Hani karanlıklar vardır, yalnızca ışıktan değil duygudan da yoksun. Korkmanın da ötesinde bir çaresizlik hissedersin ya. Hani bir damla ışık için neler vermeyeceğin… Bir mum ararsın çevrende. Binlercesi yakınında olsa bile, karanlıktır işte. Kolay bulamazsın. Çoğu zaman göremezsin dibindeki kurtuluşu. Uzaklarda ararsın umudunu. Kırılır ya bazen sana o dibindeki mum. Aslında bilsen sarılmaz mısın ona. Karanlıklar… Hani kimi zaman eser ya bir fırtına. Nefesini keser, hissedemez olursun. Durduramazsın ya onu, içindeki fırtınadır aslında. Bilemezsin.. Çünkü senin karanlığındır o, gözlerin görse de bir boşluğun ortasındasındır. Hissedemezsin..  Hani olur da ağlarsın ya hıçkıra hıçkıra. Gözyaşlarını silmeye yanaşmaz hiçbir bez parçası. Yalnızca akıtmakla kalırsın ya.. Çoğu zaman boşuna akıttığın… Bilemezsin sen, gün gelir aydınlatacaktır karanlığını, en azından böyle inanmalısın…  Hani çıkmaz sokaklar vardır ya kaybolduğun.. Bile bile atlarsın belirsizliğin kucağına.. Bir umut hani o uğradığın çıkmaz sokaklar.. Uyarmaz seni baştan, bu yolun sonu ateşten... Yanarsın arkadaş, bilemezsin.. Hissedemezsin sen. Senin karmaşıklığındır o çıkmaz sokaklar. Senin çaresizliğinin dışa yansıması… Yolun sonunu getiremeden pes ettiğin, karanlığına ihtiyaç duymadığın sokaklar…  Hani bazı insanlar vardır ya hiç ayrılmak istemediğin. Karanlığında bir mum, fırtınanda sığınacak tek yuvan, sen ağlarken göz yaşlarını silen bir dost, çıkmaz sokaklarında kurtuluş tabelan… O insanlar ki, senin onların karanlıklarını aydınlattığın… O insanlar ki, çaresizliğinin onların çaresizliği; aynı çıkmaz sokakları paylaştığın… Ben derim onlara sen, sen de ki ancak bir melek…  Sen bileme... Devamı

08 08 2012

Bilemezsin

Bilemezsin |  görsel 1

  Dalga dalga bulutlar belirir ufukta. Korkarsın sen. Bir karaltının gölgesine sığınırsın. Bir kara bulut gelmektedir üzerine. Binlerce kar tanesi getirmektedir. Bilemezsin… Bir titrek duman görürsün çatıda. Denizlere koşarsın sen. Bulutları ararsın. Bir duman tütmektedir bulutlara. Bulut olmaya. Bilemezsin… Bir kıvılcım görürsün. Gözlerini kapar kabustan uyanmayı dilersin sen. Külleri ararsın. Bir kıvılcım parıldamaktadır. Duman olmaya. Bilemezsin… Bir kar tanesi görürsün. Çöllere kaçarsın sen. Üşürsün. Bir kar tanesi yağmaktadır. Aydınlığın olmaya… Bilemezsin… Bir bulut belirirse uzaklarda, bir kıvılcım ışıldarsa… Bil ki devam ediyor hayat. İşte buradasın…   konpi Devamı